21 Ekim 2013 Pazartesi

NRW015 nora üçlemesi

 
(fotoğraflar: sebastian hoppe)

elfriede jelinek’in 1979’da yazdığı ilk tiyatro oyunu, ibsen’in nora’sının “bir bebek evi”nden sonraki hayatını ele alıyormuş: “was geschah, nachdem nora ihren mann verlassen hatte” (nora kocasını terk ettikten sonra ne oldu). 
 çek tiyatro yönetmeni dušan david pařízek düsseldorfer schauspielhaus’ta “bir bebek evi”ni sahnelemeye karar verince, jelinek’e bir de yıllar sonraki nora hakkında bir oyun sipariş etmişler ve “nach nora” (nora’dan sonra) çıkmış ortaya. 
geçen hafta bu üç metnin birleşiminden oluşan “nora3 düsseldorfer schauspielhaus’da prömiyer yaptı.


 

 

jelinek 1979 tarihli feminist ve kışkırtıcı oyununda nora’yı bir tekstil fabrikasında işe sokar; nora “obje olmaktan subje olmaya yükselmek”, bebeklikten çıkıp olgunlaşmak “insan olmak” kararındadır.
sivridilli jelinek’in 2013 tarihli oyunu ise, aynı geçen yıl münchner kammerspiele’de prömiyer yapan “die strasse. die stadt. der überfall" (cadde. şehir. baskın) oyununda tanık olduğum üzere, diyalogları olmayan, düz bir şekilde akan bir nehir-metinde günümüz tekstil endüstrisinin acımasızlığını ve modanın batı tüketim toplumu içindeki acınası konumunu konu ediniyor; nora’nın esamesi okunmuyor bu metinde.






 
 
pařízek iki jelinek arasına ibsen’i yerleştirmiş; jelinek’in özellikle 1979 tarihli metnindeki nihilist, acımasız ve sivridilli ama müthiş bir ironi de içeren dilini oyunun tümüne yaymış.
oyunun başında nora iş başvurusu için sahneye geldiğinde ve hemen ardından fabrikanın sahibi, işçi başısı ve çalışanları teker teker söze dahil olurken, fark ediyorsunuz ki salonda, biz seyircilerin içlerindeler. zaten bu fikir oyunun sonuna kadar devam edecek. nora işe alınacak, fabrikanın sahibi nora’nın adıyla ibsen’in “bir bebek evi” oyunu arasında paralellik kurup, hikayesini anlatmasını isteyecek ondan ve fabrika çalışanları bu sefer “bebek evi”nin protagonistleri olacaklar. tavanı dahil her tarafı kapalı, sadece seyirci tarafı açık ahşap devasa bir kutunun içinde “oynanan” “bir bebek evi” sırasında oyuncular sahneye giriş çıkışlarını hep seyirci tarafından yapacaklar, kulise hiç gitmeyecekler. bizim içimizden, gerçek hayattan çıkıp sahneye atlayacaklar, ya da replikleri bitince sahneden seyircilerin arasına dönecekler. zaten nora’nın sıkıştığı, hapolduğu her bir tarafı kapalı kutunun başka bir çıkışı da yok, “gerçek hayat”ın tarafı dışında. ne zaman nora torwald’e onu terk edeceğini söyleyecek ve dediğini yapacak, bütün o devasa ahşap duvarlar ve tavan dağılarak havalanıp kaybolacaklar; nora özgürleşecek. peki gerçekten özgürleşir mi nora?
“bir bebek evi” hikayesi bitince tekstil fabrikasında olan bitenlere geri döneriz ve fabrikanın iflasın eşiğinde olduğunu öğreniriz; kapanacaktır ve nora da işten çıkarılır.

 
oyunun devamında ise altı oyuncu jelinek’in düzyazı şekilde akan nehir-metninden yönetmen ile dramaturgun seçtikleri kısımları bizlere aktarırlar; konu bu noktada artık nora’dan, bağımsızlığını elde eden kadından, feminizmden uzaklaşır; başta da dediğim gibi moda, tekstil endüstrisi, uzakdoğudaki fabrikalarda sömürülenlere, örneğin; marka bir tişörtü kaç defa giyebileceğinize, her seferinde başka bir ortamda giymeye dikkat etmeniz gerektiğine, bir giydiğinizi bir kere daha giyemeyeceğinize doğru kayar.
jelinek’in “nach nora”sı jelinek tarzıyla günümüzün fotoğrafını çekmesi ötesinde bir ilginçliğe veya çarpıcılığa sahip değildi; en fazla jelinek’in mastürbasyonuydu ki, olmasa da olurdu; nobel ödüllü yazarın çok daha güçlü metinleri mevcut. jelinek’e bir oyun ısmarlıyorsanız, bu riski göze almalısınız; konu bambaşka, o sırada jelinek’in kafasındaki konulara, ki jelinek’in moda konusunda had safhada takıntılı olduğunu bilmeyen kalmadı, kayabileceğini ve elinize gelenle memnun olmanız gerektiğini kabullenmelisiniz; biz seyirciler de önümüzde sergilenenle.




doğrusu, şu son viraja kadar yani “nach nora” metininin aktarılmasına kadar, tüyler ürpertici güzellikte bir oyun izledim.
reji kararları: sahne-salon ilişkisi, oyun-içinde-oyun fikri, nora’nın bir barbi bebek gibi durmadan giyip çıkardığı kıyafetler; reji-sahne tasarımı bütünlüğü: her tarafı kapalı ahşap kutudan oluşan ve hiç bir eşyanın olmadığı mekan ve o mekanın duvar ve tavanlarının parçalara ayrılıp dağılmasıyla sahnenin bütün boşluğunun sonuna kadar algılatılması; müthiş oyunculuklar; müzik ve ışığın az ve öz kullanımı; hepsi dört dörtlüktü.
şahsen “nach nora”nın “bir bebek evi”nin temalarıyla kuramadığını düşündüğüm ilişkisizliğine rağmen, son kertede pařízek’in nüans dolu rejisinden ve başta nora'yı oynayan stefanie reinsperger ve torwald'i oynayan rianer galke olmak üzere bütün oyuncuların kalitesinden çok memnun kaldığımı söylemeliyim.

aslında bir kere daha düşününce; jelinek ne yapacaktı ki, 1979’da yazmış yazacağını; belki de ondan tekrar nora hakkında bir oyun istemek abes!



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder